Türkiye’nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, Türkiye’nin uzay teknolojileri alanındaki yetkinliğinin uluslararası arenada vurgulandığı önemli bir platform oldu.
Bu kapsamda 7 Temmuz’da gerçekleşen NATO Savunma Sanayii Forumu’nda (NSDIF26) müttefik ülkelerin yüksek bütçeli savunma sanayii projelerini değerlendiren NATO Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Šekerinska, TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) tarafından iki yeni yüksek çözünürlüklü yer gözlem uydusu geliştirildiğini açıkladı.
Šekerinska’nın konuşmasında öne çıkan yer gözlem uyduları, Takım Uydu Geliştirilmesi Projesi (TUGEP) kapsamında Enstitümüz bünyesinde geliştirdiğimiz İMECE-2 ve İMECE-3 uydularını kapsıyor. İMECE-2 ve İMECE-3 uyduları, hâlihazırda Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından kullanılan, Türkiye’nin ilk metre altı çözünürlüğe sahip yer gözlem uydusu İMECE ile kazanılan bilgi birikimi, sistem mühendisliği tecrübesi ve yerli uydu geliştirme kabiliyetleri üzerine inşa ediliyor.
TstarL uydu platformu içerisinde geliştirilen bu yeni nesil uyduların mevcut İMECE uydusuyla birlikte görev yaparak takım uydu mimarisini oluşturması, bu sayede daha geniş alanların daha kısa sürede görüntülenmesi, yeniden ziyaret sürelerinin azaltılması ve ülkemizin uzay tabanlı yer gözlem kapasitesinin önemli ölçüde artırılması hedefleniyor. İMECE uydusu için geliştirilen platform, elektro-optik kamera, uçuş bilgisayarı, yıldızizler, tepki tekeri, güç yönetimi ve diğer kritik alt sistem teknolojilerinin yeni projelerimize aktarılmasıyla Türkiye’nin yer gözlem uyduları alanındaki teknoloji ekosisteminin daha da güçleneceği öngörülüyor.
Yüksek çözünürlüklü elektro-optik görüntüleme donanımları sayesinde savunma, güvenlik, afet yönetimi, çevre izleme, tarım ve şehircilik başta olmak üzere birçok alandaki kritik ihtiyaçlara yanıt verecek olan İMECE-2 ve İMECE-3 uyduları; Türkiye’nin uzay teknolojilerinde sürdürülebilir yetkinlik kazanma hedefleri doğrultusunda, ülkemizin takım uydu kabiliyetine geçiş sürecinde kritik bir kilometre taşı niteliği taşıyor.



